Şahmaran Camaltı Tablo

Stokta yok

Ebu Burak

Stok Durumu : Stokta yok

590 TL

(KDV Dahil)

Bu seçkin ürün sanatçı tarafından özgün olarak tasarlanmış ve el yapımıdır. Ürün tek olup sipariş üzerine benzeri üretilebilir.
E-Posta
Mobil
  (Bu üründen eklenince haberim olsun)
 
Bu üründen sipariş vermek istiyorum

ÜRÜN BİLGİSİ

Şahmaran camaltı tablo Mardin'li usta Ebu Burak (Tacettin Toparlı) tarafından tasarlanmış ve camaltı tekniğiyle elde üretilmiştir. Çerçeve yine sanatçı tarafından tasarlanmış ve üretilmiştir. Evde bereketi sağladığına ve ev halkını hastalıklara karşı koruduğuna inanılan, yarı insan yarı yılan görünümlü, yılanların şahı “Şahmaran” resminin, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da her evde mutlaka bir tane olması gerektiğine inanılmıştır.

Boyut: Yükseklik 50, en 48.5 cm

Mezopotamya topraklarında doğmuş bir efsane olan Şahmaran, Anadolu’da söylene gelen en eski efsanelerden birisidir. Şahmaran, belden aşağısı yılan, üstü ise insan olarak betimlenen mitolojik kahramandır. Şahmaran, Farsça yılanların şahı anlamına gelen “şah-ı meran” kelimesinden türemiştir. Mezopotamya ovasında geçiyor hikâye, üç çok iyi arkadaş ev geçimlerini odun keserek sağlar. Eskiden Mezopotamya ormandı, arazi yoktu ekmeye. Arazi arzusu üstün çıkmış, ağaçları kese kese bölge bu hale gelmiş. Bir gün bu oduncuların işleri erken bitmiş. Ormanda gezintiye çıkmışlar. Gezerken bir kuyu dolusu bal bulurlar. Çok sevinirler. Çünkü bal her derde deva, hastalıkların baş ilacı. Zengin olduk diye sevinip gerekli tertibatı almak için hazırlıklar yapıp tekrar kuyuya geri dönerler. Balı alıp bir yere yüklerler. Öyle bir noktaya gelirler ki artık balı alamazlar. Bir arkadaşlarını aşağı sarkıtırlar, o doldurur arkadaşlarına verir ve sonunda bal biter. Yukarıda kalan iki arkadaş, bu balı üçe böleceğimize ikiye bölelim deyip arkadaşlarını kuyuda bırakırlar. Kuyuda kalan genç üzüntüyle yere çöker ve düşünmeye başlar. O sırada bir ışık sızıntısı görür ve ışığın geldiği yarığı genişlettiği anda başka bir boyuta geçer. Yorgunluktan bayılır. Uyandığında etrafında yılanlar ve ejderhalar görüp korkar ve tasvirde görüldüğü gibi görünen Şahmaran yaklaşır ona. “Hayırdır insanoğlu senin burada ne işin var?” der. Delikanlı başından geçen olayları anlatır Şahmaran’a. Şahmaran da ona der ki “İnsanoğlu nankördür, küçücük menfaati için başkalarının zararına razı olur”. Şahmaran aynı zamanda yıldız bilimci ve geleceği görebilmektedir ve ölümünün bu genç tarafından olacağını görür. Ama sesini çıkarmaz. Yerler, içerler, eğlenirler, gezerler birbirlerine insan hikayeleri anlatırlar ve günün birinde gencin canı sıkılır memleketine dönmek ister. Şahmaran’a gitmek isteğini söyler. Ama Şahmaran gencin şehre dönmesini kabul etmez. Genç yeryüzüne dönebilmek için her türlü şeyi dener ve sonunda Şahmaran’ı ikna eder. Fakat Şahmaran yerinin insanoğlu tarafından bilinmesini istemediğinden gencin bunu yapmaması için aklınabir fikir gelir. Ben bunu zengin yaparsam yerimi kimseye söylemez der ve genci yeryüzüne hediyelerle gönderir. Yükte hafif bahada ağır ne varsa altın, mücevher, pırlanta, elmaslar, genç zengin olarak geri döner, sevine sevine evine doğru gider ve artık zengindir. Hiçbir maddi sıkıntısı yoktur. Böylece yaşayıp gider aradan bir süre geçer. O yörenin sevilen hükümdarı hastalanır, tabipler çağırırlar ve tedavinin ancak Şahmaran’ın etinin bir parçası olduğunu öğrenirler ve böylece Şahmaran’ı arayış başlar. Ödül koyarlar başına, şu kadar para, mücevher, vs genç zengin olduğu için bu vaatlere kanmaz. Vezir bakmış kral elden gidiyor, son çare olarak paranın satın alınamayacağı şeyleri vaat etmek gelir aklına. Şahmaran’ın yerini söyleyene padişahın kızını ve vezirlik makamını teklif ederek kim yerini söylerse bunlara kavuşacak der. Gencin padişahın kızının güzelliği karşısında dili çözülür ve Şahmaran’ın yerini gösterir. Şahmaran’ı bazı sihir ve kelimelerle altın bir tepsi içinde kuyunun dışına çıkarırlar ve üç parçaya ayırırlar. Parçanın sem-yani zehirli kısmını padişahın yerine geçmek isteyen vezir içip zehirlenir. Deva kısmını padişah yer iyileşir. Son parçayı da lokman hekimin içtiğine inanılır ve nebatlarla konuşma yeteneğine sahip olarak hangi nebatın hangi hastalığa iyi geldiğini öğrenir ve ilaç üretmeye başlar.
Sonraki Ürün Önceki Ürün
  • Şahmaran Camaltı Tablo
  • Şahmaran Camaltı Tablo
  • Şahmaran Camaltı Tablo
  • Şahmaran Camaltı Tablo

Ebu Burak

Mardin halkı tarafından Ebu Burak olarak bilinen Tacettin usta, 21 Kasım 1973 yılında Mardinli bir ailenin altı çocuğunun ilki olarak dünyaya gelmiş. Bakır ustalığını dedesinden ve babasından usta çırak ilişkisiyle öğrenen Tacettin ustanın Şahmaran ve cam altı sanatını yaşatması ise onu konusunda tek kılıyor.

Halk sanatı ustasının camaltı sanatı ile tanışmasının hikayesini anlatmadan geçmek olmaz. Mardin yöresinde, bir ailenin büyüğü vefat ettiğinde, geride kalan genç nesil, o şahsa ait eşyaları bazen ihtiyaçtan, bazen de sahip çıkamamaktan dolayı satışa çıkartmak zorunda kalırmış. Tacettin ustanın dedesi, bir gün böyle bir durumda bir evin satışa çıkan tüm eşyalarını satın almış. Bu eşyalar arasında her evde mutlaka bir tane bulunan bir cam altı resmi Şahmaran da varmış ve dede Şahmaran’ı evde zaten bir tane olduğu için dükkana asmış. Tacettin usta o tarihte 10 yaşlarında. Dükkanda Şahmaran’ı ilk gördüğünde o gün hissettiklerini “9 saat karşısında dikiliyorum, beni büyülüyor” sözleriyle açıklıyor. O zaman çocuk yaşlarda olan Tacettin usta dedesine; “Hayırdır bu niye burada? Evde de var, herkesin evinde de var” diye sorduğunda, dedesi kısaca “Uğur, bereket ve bilgeliğin sembolüdür” diye cevap vermiş. “Hikayesi var mı?” diye sorduğunda ise, dedesi ustanın sorusunu “Bilmiyorum” diye cevaplamış. Tacettin usta, “Bu tatmin etmeyen cevap karşısında bilinmeyenin gizemine karşı duyduğum cazibe ve büyük bir merakla, insan bilmediği bir şeyi neden asar diye düşünmeye başladım” sözleriyle devam ediyor. Ertesi gün duvarda asılı olan Şahmaran’ ın karşısına geçmiş ve “Seni yapacağım” demiş. “Dükkandaki bütün işler aksadı ve bir ton azar işittim babamdan ve dedemden Şahmaran yüzünden. Nasıl yapılır? Nasıl edilir? Evirdim çevirdim incelemeye başladım, fırça yok, cam yok, boya yok, bulmak zor, bir cam kestim ve boyalı Şahmaran resmiyle üst üste koydum ve çizmeye başladım. Tersini çevirdiğim zaman ben bu işi yaparım dedim ve yere bıraktım. Sonra bir durgunluk süreci yaşadım ve düşünmeye başladım ne yapabilirim diye. İlk başlarda yaptıklarımın yarısını kırmak zorunda kaldım. 6 ay boyunca bu böyle sürdü. Her zaman bir eksiklik hissettim boyadığım Şahmaran’lara karşı, içimde doyumsuzluk ve hoşnutsuzluk vardı. Şu anki halini alana kadar epey bir cam zahiyatı verdim. Boyadığım cam altların çoğunu başlarda mesleğin ölmemesi ve Şahmaran’ın unutulmaması için hediye olarak dağıttım.  Şimdilerde istediğim ortam oluştu ve insanlar tekrar evlerine Şahmaran almaya başladılar”.

Ebu Burak

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ

Müşteri Yorumları

BERİVAN, 13.08.2014, bu üründen iki adet sipariş verirsem ne zaman hazır olur?
Siren, 18.04.2014, benim için aynısından bir tane yapmanız mümkün müdür acaba?

Sadece kayıtlı müşterilerimiz yorum yapabilir. Lütfen, giriş yapın veya üye olun